12 Eylül 2010 Pazar

Canım örmüceğim: Cemila...


Diğerleri gibi bir gündü. Normal demiyorum; çünkü bizim evde günler genellikle normal olmaz. 

Her neyse her gün olan gibi tuvalete girmiştim. Bilirsiniz, tuvalette yapacak bir şey yoktur. Boşaltımın bitmesini beklersiniz. Bu sırada ya çok önemli şeyler düşünürsünüz ya da etrafı avanak avanak izlersiniz. Ben o gün etrafı izleme şıkkını seçmiştim. 

Tam da o sırada bir örmücek gördüm! Ama ben normal (emin değilim, belki de anormal demeliyim) kızlar gibi olmadığımdan, bağırıp çağırmak yerine örmüceği izlemeye başladım. Uzun bacakları vardı. (fiyuuu) Fakat bu hayvanda bir tuhaflık vardı; o bir kalp hastasıydı! Bunu da şurdan anlamıştım: birkaç adım gittikten sonra durup nefes alır gibi hareketler yapıyordu. Kanım ona artık daha çok ısınmıştı. Sonuçta o, engin bilgileri olan, yaşlı ve kalp hastası bir örmücekti. Her neyse. Elbette o tuvalette sonsuza kadar kalamazdım; ama örmüceğimin kaçmasını da istemiyordum; bu yüzden dikkatlice kapıyı kapadım ve çıktım. Sonraki birkaç tuvalet seansımda daha onu izledim, onunla duygusal bir bağı kurmuştuk adeta.

Ve bir gün olanlar oldu! Tam da sıkışıp tuvalete girmek için elimi kapıya atmak istediğimde buna gerek kalmadığını anladım; çünkü kapı açıktı! Ve örmüceğim yoktu :( Önceleri onun kaçtığını ve geri geleceğini düşündüm; ama gelmedi. Sonrasındaysa acı gerçeği anladım: Ölmüştü. Kalp hastası olan canım örmüceğim ruhunu teslim etmişti. 

Bu duruma epey üzüldüm ve acımı kardeşimle paylaşmak istedim. Ona anlattım. Adının ne olduğunu sordu. Canlıyken sormak nasip olmamıştı, sadece bakışmıştık; ama o sırada birden aklıma geldi adı 'Cemil'di. O ise şöyle dedi:

-Erkek olduğunu nerden biliyorsun ya kızsa?
-O zaman Cemile olur biter Allah Allah!
-Peki ya eş cinselse?
-O zaman da Cemila olur.
-xD xD xD

Ama içimden bir ses onun gerçekten eş cinsel olduğunu söylüyordu. Ve bu olay aile içinde hızla yayıldı, bir efsane oldu, insanlar dağlara taşlara, olmadık okul duvarlarına, parklardaki tahta masalara 'Cemila' yazdılar. O yüreğimizde yaşıyor. Her yıl 15 eylül de onu anar... Öhöm neyse.

Öldüğü günden sonraki ilk gün bir de akrabasını gördük oturma odasında. Cenazeye gelmişti belli. Kendine bir ağ örmüş. İçine saklanıp ağlama nöbetleri geçiriyordu. Bizse onun acısını dindirmek isterdik... Ama olmadı. Ondan sonraki gün bir de baktım ki Cemila'nın akrabası ortalarda yok.

-Babaaaağğ Cemila'nın akrabası ağını da toplamış gitmiş böğğğğ
-İyi de örümcekler ağlarını toplamazlar ki! :S
(Hep bir ağızdan)-Anneeeğğğ!!! 

Evet, anlaşılan annem onun acısını dindirmişti. 

Canım örmüceğim Cemila huzur içinde uyu... Evet, hıhım, evet...

2 yorum:

  1. bu hikaye nesilden nesile aktarılmalı :D

    YanıtlaSil
  2. hihihi :D evet aktarılmalıııııııı! :)

    YanıtlaSil

Çorbada senin de tuzun bulunsun ;) :)