31 Mart 2012 Cumartesi

Yine basit dedikodular yazmak için geldim. Şimdi günlüksüz kaldım ya ben. O yüzden mecburen bi yerlere yazmam lazım. O günlük benim değil gibi hissediyorum, yeni bi tane alayım bi ara ya. Öf.
Iııı... Bu gün sınav yerimi görmeye gittik. En arka sıra. Benim arkamda duvar var. Böyle tepeden bakıyorum millete; çünkü amfi. O anfi mi amfi mi? Çok karar veremedim. Hatta yazım yanlışı sorusunda çıkarsa anfi yapayım dedim, koskoca üniversite koskoca tabelaya anfi yazmış. Doğrudur herhalde. :D Nerden nereyi düşünüyorum yine... Sonraaa... Hah. Oturdum geçen yılın sosyal sorularını çözdüm. Eve gelince kontrol ettim, sinirim bozulur gibi oldu. Mübarek okumamışım sanki soruları. Soru cümlesini okumadan kafasından soru uydurup onu cevaplayan bi tane daha öğrenci bulun bana, nolur. Bulamazsanız ben varım. Öyle bi insanım. Özgünlük dedik, sanatçı ruh dedik, ilginçlik dedik de salaklık demedik herhalde. Otur soruları cevapla annecim, sana ne soru uyduruyorsun falan? Neyse dedim, önceden yaşadın heyecanı iyi oldu.
Aslında dün gece yazmıştım, heyecan meyecan yoktu. Sonra sabahın dokuz yirmi beşinde babannecim aradı, benim ilkokul diplomam var ama gayet yaşıyorum. stres yapma dedi. Evet sayın seyirciler, son derece ilginç bir örnek bence de :D O kadar çok stres yapma dedi ki, önceden literatürümde bu kelime olmamasına rağmen eklemek zorunda kaldım. Sonra annecim çıldırttı bi ara beni. Ben YGS yokmuş gibi davrandıkça onlar "bak var öyle bi şey Valla bak" moduna girdiler. Sonra Arzuhan mesaj attı. Biraz da o heyecanlandırdı. Ben kimseyi aramadım. Betül ü bile. Niye böyle yapıyosunus gızım... Kerime yi aradım, telefonu kapalıydı her zamanki gibi. Annesini aramadım. Sibel Teyze aradı. Ve halam. Ve dedem. Ve diğer dedem. Ve annanem. Başkaaa... Hah Seda aradı, şu süslü kuzenim. Ve Ege. Süssüz kuzenim :D Perin le yıllardır mesajlaşmamıştık, mesaj attı. Sonra Emine, Büşra Önen ve daha nicesi... Allah kahretmesin hepinizi. Tabi kabullendim sonunda, "tamam lan, biliyoz heralde olduğunu... üüüü... " dedim içimden. Sonra kalbime bi sıkışmalar, bi öküz oturmalar oldu. Çeşitli saçmalıklar... Yanında olacağım ayağına daha da zorlaştırdılar durumu. Biraz anlayışlı olsanız canınız çıkar di mi? Bi düşünseniz. Rakibiz tabi. Ben vebale girmeyeyim diye mesaj atmadıkça olanlara bakın sayın seyirciler... Biraz da yürüdük üniversitenin bahçesinde. Horozlara, tavuklara falan baktık. Kümesin içine tıkışı tıkışı (Böyle bi kelime var mı bilmiyorum) vermişler.
http://farm4.static.flickr.com/3172/2625696772_5f0d34607a.jpg?v=0
Gittik bi de yemek yedik dışarda, iyi oldu hoş oldu. Alışveriş yaptık. Octavia aldım. Sen ne güzel bi çikolatasın ya. Ne tatlı şeysin sen öyle. Uuu yerim seni yerim yerim.


Bi de ben buna takmıştım bu ara. Doyurucu ya...Ordan oraya koştururken kantine uğramaya bile üşenir olmuştum. Eve depolayıp çantama atıp çıkıyordum habire. Ve Eti susamlı çubuk üstüme yapıştı. Bir zamanlar elmanın üstüme yapıştığı gibi. Seni artık elmayla hatırlayacağız diyorlardı. Annem de yoğurtla hatırlar herhalde.
Uzun zamandır da böyle post yazmamıştım hee. Özlemişim. :)
Babamın tek derdi ben kazanıp gidince odamı ne yapacaklarıymış. Yine en çok seni seviyorum, en az strese sokan sensin babam.
Benimki kadar iğrenç espiri anlayışı olan bi kardeş daha var mı ya. Biraz strese sokayım şunu diyip ameno yu ygs versiyonuyla söylüyor. Sonunda çıldırıp cimcikleyince gitmek zorunda kaldı.
Hah devam edeyim... Iııı başka naptım.
Niyeyse yarın sınavım süper ötesi geçecekmiş gibi bi his var içimde. Anlamlandıramadığım... Çok ilginç değil mi gerçekten? Buna ciddi ciddi inanıyorum. Son kendini kandırma turları mı bilmiyorum da :D öyle işte.
Çağla yedim ben. Bi de aklımıza uçkun geldi. Van dayken yerdik. Özledim ya.
Hep de yemeklerden bahsediyorum bu gün :D Ehehe. Napcan işte... Başka nötr bi konu bulamadım şu an.
Sonraaaaaaa...
Eski yazdıklarımı okudum. Kendi yazdıklarımdan etkilendim. Bu da çok hoş bi his. Bi an yazan kişiye özeniyorsun ve yazan aslında kendinsin. "Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın" sözü var ya. Onun gerçek olduğuna şahit oluyorsun. Her anım o an gibi olsun ya, diyorsun. Hayır o an gibi olmasın. Daha güzel olsun? Hı olmaz mı?
Zaten aklımda yine bi şeyler kuruyorum. Şu sınav bi geçsin de. "Bakalım Mevlam neyler neylerse güzel eyler."

30 Mart 2012 Cuma

Ne bileyim öyle işte.
Yeni bi günlüğe geçtim, yazamıyorum. Benimmiş gibi hissedemiyorum. Gerçi dün saman kağıtlara içimi döktüm, çok gizli sandığım yerlere gömdüm sonra da. Bazen insan ırkından birilerinin her anımı takip ettiğini düşünüyorum. Bu beni aşırı boğuyor. Bi kamera vardır, ses kaydı. Ya da her ay mesajlarımın dökümünü alan biri vardır diyorum. Paranoyakça... Tırsıyorum tabi o zaman. Hani Allah da izliyor her anını; ama o içinden geçenleri de biliyor. Kendini açıklamana ihtiyacın bile yok. İnsan ırkından biri öyle değil ama... Bi yerlerde anlayışsız olabileceklerini fark ediyorsun. Olmayan şeyleri düşünüp yorum yapıyorum. Öyle de bi insanım.
Yarın değil de sonraki gün sınav var. Stres yok çok şükür... Oks nin rahatlığı bu. Onda da ilk 5 dk "Noluyoz lan" demiştim. Sonra geçip gitmişti içimdeki o helecanlanma hissi. :p Raad raad girip çıkcam, bu kadar abartcak ne var yani?
Onun haricindeee... Başkaaa... Ne bileyim.
Hayallerim var yine. Değişik. Hiç anlatasım da yok. Hiç açık da değilim. Hayadanmış öyle duydum. :p :D Bunun onla ilgisi yok gerçi. Klavyede yazmayı özlemişim ya... :)
Hıı ben klavyede bakmadan yazabiliyorum hem de çok hızlı. İçimde onun da artistliği var tabi :D
Yıllar geçse de üstünden... Bu kalp seni unutur mu...
Simsiyah simbeyaz demiştim bi kere. Biri çok sevmişti.
Sena Minen i özledim ya. Valla bak.
Sınav öncesi hiçbiriyle konuşmak istemiyorum ama. Yanlış gibi geliyo. Hani yanlış bi konuda etkilerim falan. Büyük vebal Valla :D
Bi de internete yazdığınız şeyler silinmiyo, dikkat edin diyorlar ya. (Yok sana demiyorum canımın içi) Ya kim ne takip etcek, sanki ajanlar pörtlüyo etraftan "Ne yazdı naptı netti bu kız?" diye. Gözünüzü seveyim, siz benden de paranoyaksınız.
Klavye elime geçince güzel saçmalıyorum. Olsun saçmalayayım. Bi çok şeyi de rahatlayayım diye yapar oldum. Resim çizmeler, günlük yazmalar, klavyede pıt pıt sesleri eşliğinde oynamalar falan... Çeşitli atraksiyonlar...
Bunda sonra yazacaklarım da vardı; ama samimi hisssetmedim. Gidiyorum ben.

27 Mart 2012 Salı

Direk gitmek isterseniz üstüne basın.
 Millet neler çekiyor efenim, bir gün daha geçmiyor ki bir gariplik yaşanmasın diyoruz... Ters ışıklar mı istersiniz yansımalar mı, bi kızıllık bi morluk geçişler mi... Fiyuuu. Bize de bu kadar geliştirmek nasip olur mu ki acaba?

Ben de böyle bişi çekmiştim bi keresinde ama? Hı olmaz mı? Bayramdı hem de... Güzel bi bayramdı :)

O bayramın geçtiği güzelim Kadirli'den bir gün doğumu efendim... Bu insancık huzurlu.

Ve kardelenler gördüm! Hoşuma gitmişti. Çiçek fotoğraflarım beğenilmedi. Ya ya... Beğenilmedi :p Bakalım bunlar beğenilecek mi :)

21 Mart 2012 Çarşamba

Ortaya karışık.

Bu gün okula gittim, sınıfta beş kişiydik. Çok ilginç ama sınıfı özlediğimi hissettim. Sınıf boşalınca daha da hissettim. Yakında istesem de okula gelemeyeceğimi fark ettim. İlk iki yıl geçen maceralı hayattan sonra sonraki iki yıl içinde elimi hızlı tutmuşum galiba, bir sürü can dostum güzel insan diyebileceğim insan olmuş. Ne kadar ilginç, resmen duygulandım ayrılacağız diye. Tuhaf...Bana dedikleri gibi "Sanki dokuzuncu sınıftan beri bizimleymişsin gibi." Hatta arada sırada unutup gerçekten öyleymişim gibi davranıyorlar. "Aa sen on birde mi gelmiştin ya, unutmuşum" diyorlar. Çok seviniyorum :D
Şekil bir a da bizimkilerin ders çılgınlığını görüyorsunuz. Şu kafaları bulanık çıkan iki kızı çok seviyorum. Esma ve Arzuhan :) Kafasını umutsuzluk içinde Arzuhan ın üstüne yaslayan Esra. Diğerleri önemli değil zaten :p :D
Geçenlerde biz yürüyüş yapmıştık. Dur orda çektiklerimi yayınlayayım.





 Gezilerdeki fotoğraflarıma baktım. İnanmıyorum ya. 230 tane fotoğraftan sadece 1 tane benim tek başıma olduğum fotoğraf var. O da bulanık :D Komedi gibi.

20 Mart 2012 Salı

Doğum günüüüm :)

94 yılının ilkbaharında tam da öğle ezanı vakti bir kız çocuğu dünyaya "merhaba" dedi. Daha o zamandan pozitifti. Hatta aşırı pozitif. :D Ağlamayınca doktora korku dolu anlar yaşattı. Bundan sonra da insanlar onun bu pozitifliğine sık sık şaşıracaklardı. Annesinin ilk göz ağrısı, babasının ilk ve tek kızı. Meryemleri...
İşte bu küçük toparlak bebeği izlerken gözlerini açmış ve kapamışlar... Bir de bakmışlar ki 18 olmuş. Tam da yıllar önce bu günde. Yani 20 Mart'ta... :)

Yine doğum günümü bir hafta öncesinde hatırlarken 20 mart gelip güzel bi mesajla hatırlayınca şoka uğradım. Betül'ümün 00.00'daki mesajıyla jeton düştü. Enee yirmisi mi ki bu güüüün... derken. Aferin dedim, yine başardın :D Neyse can dostum güzel insan, beni duygulandırdı. Birlikte hayaller kurduk; Amazonlarda yürüyüşlere mi çıkmadık, Himalayalara mı tırmanmadık... Neyse efendim gün içinde çeşitli mesajlar aldım. Benim için değerli olan insanlardan...
Ve gecenin köründe biten denemelerden sonra ilk defa sabah denemeye girdim. Denemede bile telefonum çaldı durdu. Mutlu oldum tabiy ki :) Ama dershanedekilerin bu gün doğum günüm olduğunu bilmediklerini düşündüm. Ne bi kutlayan vardııı ne bi şey diyen... Denemeyi kontrol ederken bir de baktım ki sınıfta tek başıma kalmışım. N'oluyo ya diye düşündüm ama denemenin heyecanıyla olayı idrak edemedim. En güzel hediyeyi de kendime kendim verdim galiba :) Bu güne özel miydi bilmiyorum ama 147.50 net yaptım! Rekorumu kırdım :) Sonra telefonum çaldı, arayan rehberlikçimizdi, "Ayşe Nurcum sana bi şey demeyi unutmuşum yaa, bi üst kata gelir misin?" dedi. Ben de "Evet evet hiç anlamadım zaten" dedim :D O ana kadar gerçekten anlamamıştım. Meğersem beni kandırmışlar :D Çiğ köfte falan yedik, ordan dönüşte pasta almışlar ruhum duymamış. :) Doğum günü pek de önemli bi şey değil evet; ama birileri tarafından önemsendiğini, sevildiğini, değer verildiğini hissetmek paha biçilemez. :) Sıradan hazır pastaların aksine pasta da çok taze çıktı, şaşırdım baya. Çok beğendim :)
Neyse efendim, eve geldim. Kedimem bilgisayarı aç e maillerine bak dedi. Bu kadar güzel bi slayt olur mu ya! O kadar beğendim ki... Ve en güzeli de buna zorunlu olmadığını bilmesi... Bir şey yapmasa da mutlu olacağımı biliyordu. Allah ım sana şükürler olsun, böyle bi dostum var dedim. O hasta haliyle ordaymışım gibi parti yapmış, satrançta çift taraflı oynarsın ya, ikimizin yerine de oynamış, pasta yemiş, hediye vermiş :D Bu kız tam deli, aynı ben... :)

Tam da o sırada sürpriz bir gül buketi gelmesin mi?! Meğersem amcammış... :) İnce adam.
Babam bizi yemeğe çıkardııı :) Ailecenek... Çok güzeldi ya. Yanında birilerinin olduğunu bilmek...
Ve en önemlisi de birlikte gülebilmek!

6 Mart 2012 Salı