12 Eylül 2012 Çarşamba

Yeşil tosbaa.

Ben... Ben...
Bak yeşil tosbaaanın plakası da "me" :D
Bu gün Elif Sümeyye'yle buluşacağım. 
Dünden beri uğraştığım denemeyi bu sabah kalkıp çözdüm, bitirdim. 
Uzun zamandır ilk defa "gözüme uyku girmedi" diyebilecek kadar yatakta döndüm durdum uyuyamadım. Kendi kendime "Lütfen zihnim artık düşünme ve uyu lütfen..." dedim. O da beni dinlemiş olmalı, sonrasını hatırlayamıyorum.
 Uyumak ne kadar değişik değil mi? Bilinçsizlik hali... Geçen de bi dergide bi şey okudum, yeni bir uygulama çıkmış telefonlarda. Telefonu ayarlıyormuşsun hani rüya görürken gözlerimizin hareketleri oluyor ya -rem hareketleri diyorlardı galiba- onları fark ettiği zaman istediğin müziği arka plandan dayıyormuş sen de o ruh haline bürünüp müziğin çağrıştırdığı rüyayı görüyormuşsun. Denizde uçmalar mı dersiniz, sahilde koşmalar mı... Acaba kabus müziği de var mıdır. Bilmiyorum. Neyse...
Bazen... Ne yaparsan yap olmuyor bazen... Bu Teoman en olmadık zamanlarda insanın içine işliyor. Çoban Yıldızı mesela. Onu her dinlediğimde bi irkiliyorum, bi şeyler oluyor. Nasıl bi müzik yapıyorsa artık... Sahi müzik deyince ben bi ara da elektrogitar dersleri almaya başlamıştım. Hoca gitmeyeydi iyiydi de... Yarıda kaldı elektrogitar. Acaba elektrogitarda da klavyedeki gibi ustalaşabilir miyim? Hoca da ustalaşmıştı, duyar duymaz parçayı çalmalar falan... O da değişik bi insandı harbiden. Kızların zengin koca bulma hayali vardır -çoğunlukla kendilerinden bi iş çıkmayacağını anladıklarında böyle hayallere kapılırlar-  onda da zengin kadın bulma hayali vardı. Böyle gördüğüm ilk erkekti, tuhaftı, garipti, saçmasapandı. Bi insanla parası için evlenmek çok sakat iş. Para gelip geçici bi şeydir ve elbet ondan imtihan olursun. Sonra ne olacak, karşındakini bırakıp gidecek misin? Yakışıklılık falan da öyle. İlgi beklemek de öyle mi...



Hadi ben kaçtım. Gezip tozacak, çalışacak bi sürü yer; tanışacak, buluşacabik sürü insan var.

10 Eylül 2012 Pazartesi

Bomboş.

12.12
Bir insan bir insana aşık olunca ondan koşarak uzaklaşsın, böylece bu büyü hiç bozulmasın diyesim geliyor.
Çok mu saçmalıyorum? Hep yaparım bunu :)
Facebook ta tüm fotoğrafçıların sayfalarını beğenme yoluna gittim. Onlar da düğün mevsimi tabi... Ana sayfam full gelin damat fotoğrafı oldu.
Bu gelinler benim gibi gelinlik mi off işkence diyen gelinler olmasalar gerek. Özel tasarımlar mı istersiniz... Gelin başları mı çiçekler böcekler. Amaaan.
Bi şarkı var bana Sena'yı hatırlatıyor.
Biliyor musun...Bilmiyorsun.

 Bomboş.
İçimden kalk dışarı çık her şeyi arkanda bırak yürü diyen sesi sadece dinlemekle yetiniyorum.
Başka insanlara sarıyorum falan.
Saçma şeyler işte.
Al bu şarkıyı dinle: Şarkı.
Yazmayı özledim. Her seferinde de bi aksilik çıkıyor bırakıp gidiyorum ya da gitmek zorunda kalıyorum. Şimdi sen görmeyeceksin ama ben odama gidip masa lambamın ışığında günlük yazıp resim çizeceğim. Hoşçakal.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Uzun süre sonra saçmalamaca

Neden insan ayıpladığını yaşamadan ölmüyor
Ben öldüüüüümmm
Ve ben öööööllldüüüm :D
Güzel şarkı güzel.
Hep diyorum:"Kaçalım buralardan!"


Değişik bi şey buldum:Beni severmiş o
Yazımı okurken dinleyebilirsin :)


Aslında böyle uzun uzun yazmak istiyorum. Dökülmek istiyorum. Günlük yazmıyorum bayadır, sevmedim spiralsiz defterleri. Çizgisiz ve spiralliler güzel oluyor.


Bu gün kaza yaptık. Değişikti. Böyle bi anda çarpışan araba gibi çoturt.


Sonra bi saat hangi dershaneye gitsek diye aklımızda plan yaptık. Hiç bi sonuca da varamadık. Özlem hocaya gitmeyelim, bizi ikna eder dedim. O karışık akılla gidince tabi ikna eder gibi oldu. Sonra dershaneden çıkınca bi silkindim kendime geldim. Yok gelmiyorum buraya moduna girdim. Bana 11 de de böyle olmuştu. Sonra yazılmış bulunmuştum eski dershaneme. Birkaç ay geçince de pişman olmuştum. O yüzden bilemedim. Aman ya yine bende bitecek. 
Bi şeyler değişsin. Kimse beni tanımasın istiyorum, o da bana seni burda tanıyorlar bu yüzden şanslısın diyor. Hayır efendim tanımasınlar. Bilmesinler. Görmesinler. En iyisi buharlaşayım ben? Olmaz mı... Havaya karışayım. Zerrelerim on bin tane olsun. 4 bir yana dağılsınlar. Hatta sadece 4 değil, onların ortalarında kalan yönlere de. Sonra yağmur yağsın, toprağa karışayım. O enfes kokuyu kendi kokum sanayım. Derinlere inerken bir kök yolumu kessin. Hüüüpletsin beni ve ben dolanırken... Bi yerlerde yok olur muyum ki? Umuyorum.

Amelie yi özlemişim.Hoşuma gidiyor onun hayatı.


Bak şimdi, bana kızma ama bazen şöyle düşünüyorum. Hayatımda hiçbir insana karşı sorumluluğum olmasa, ben onların ne istediklerini düşünmesem. İçimden geldiğince, kimsenin hayatını etkilemeden yaşasam...

Yaşlandıkça dünyanın tozunu yutuyoruz. O yüzden dünya bize daha tatlı geliyor bence. Ne olur sanki o toz bende alerji yapsa?

İstemiyorum hiçbir şey.

Anlatamıyorum hislerimi.

Seviyorum. Seviyorum. Kelimeler yeter mi?

Çok özlemişim yazmayı...

Dıdım dım... Dım dım... Dı dı dı dımm...


Ve düşünceler değişir, hele hisler. Öyle anlıktırlar ki bazen. Aslında uzun sürelidirler de bazen. Bilemezsin!
Hey, şimdi arkana sakın bakma. Minibüsten terminalin orda inelim, Gel rengi güzel olan bir otobüs seçelim ve çanta dahi hazırlamadan buralardan gidelim?:)
 
 Gidiyorum.

24 Haziran 2012 Pazar

Ceee

Ceeee! Sınav bitti ama bana bitmemiş gibi hissediyorum. Hadi hayrolsun.
Günlerden pazar. Hava her zamanki gibi sıcak. Ve kızın teki oturmuş klavyeyi tık tıklatıyor. Sanki çok önemsiz bi şey yazıyormuş gibi rahat -çünkü çok önemsiz şeyler yazıyor.- Eski bir dostu gördü az önce. Msn denen fiii tarihten kalan icatta. Evet bu kız hala msn kullanıyor. Kendisi biraz ezik de...
 Sonracıııma. Başka ne anlatsam. Fotoğraf makinem bozuldu sayın seyirci. :(  
:Bu kerime tam bir çılgın ya :D SultanAhmet'te Japonlarla karşılaşınca birlikte yemek yiyelim demiş :D Ben de evde oturuyordum. Bi yürüyüşe mi çıksam naapsam. Ay evet çok güzel olur. Hadi see you :D

18 Haziran 2012 Pazartesi

Takılıyorum işte.
Aslında günlerim birbirinin aynı ve farklı geçiyor. :)
Ne anlatacağımı da pek bilemiyorum...
En iyisi anlatmamak galiba?
Sadece kendi kendimleyken bazen çok mutluyum bazense mutsuz. Herkes öyle değil mi zaten... İnsanoğlu kendi ruh halini kendi başına değiştirebilecek kadar büyük güce sahip ;) :O :p
Aman.
Bu gün Umre cd sini izledik. 10.000 tane sahabenin mezarı vardı. Ama hangisi kimin mezarı belli değil. Normalde mezarların öyle olması lazımmış zaten... Yani kaybolması esasmış. Ülkemizde mermer üstüne mermer yaparlar. Benimki kaybolup gitsin istiyorum. Anneme vasiyet ettim zaten bunu. :)
Japonya'da bayanlara özel metro yapmışlar o.O Türkiye ye de lazım, İstanbul daki kadınlara yapılan o rezilliği... Ayy hatırlamak bile istemiyorum. Kadınların değerinin düşürülmesinden başka ne bu?

15 Haziran 2012 Cuma

2. Sınav.

Sınav öncesi gelip yazmak istedim :) Biliyor musun bu yılın başında sınav günlüğü yapasım vardı. Aslında yaptım gibi de... Ama yayınlanmalık diye düşünmüştüm :) Sonra bir de ne göreyim "Bir Delinin Sınav Günlüğü" diye bir kitap varmış! Zaten benim günlüklerimi de yayınlamak istemeyeceğime karar verdim.
Her insanın sevilesi özellikleri var.
Ve nefret edilesi.
İnsanoğlu gerçekten çok ilginç bir ruh yapısına sahip sayın izleyici...
Geçenlerde okuma kitaplarına bakarken biraz içini tırtıklıyordum. Çok ilginç bir yazı gördüm. Sanırım adı "Kızları Tavlama Sanatı"ydı. Bunu niye sen okuyorsun diyebilirsin, mantıklı tabi. Bilmiyorum merak ettim işte. Neyse... Adam kısaca şöyle demişti, bir hobin olursa, spor yaparsan, kibar ve ince olursan, biraz da bakımlı ve ağzın laf yaparsa kızları tavlarsın. Ya da en azından tüm bunları yapıyormuş gibi gözükürsen. Benim ilgimi çeken kısmıysa "Kızlara onun kimseye benzemediğini hissetirmeniz yeterli" demesiydi. Ve kendimi düşündüm. "Anormallik" hastasıyım resmen. Özgün olma isteği damarlarımda geziyor. Diğer tüm insanlarda da bunun az ya da çok olduğunu fark ettim. Gerçekten hepimiz farklı olmak için uğraşıyoruz. Birbirimize göre benzerliklerimiz de farklılıklarımız da var. Baktığın açıya göre değişiyor tabi... Her neyse... Pek bi garip geldi insanoğlunun bu huyu. Bu kadar fazla yapmama rağmen. Düşündükçe şaşırıyorum zaten... Psikoloji gerçekten çok farklı bir şey...
Allah rızası için bi şeyler yapmak... Ne bileyim... Bunun için uğraşırken kendimi unuttuğum günleri de görecek miyim acaba?
Bu gün ferace giydim. O kadar rahat ki. (Sanırım Kerime sevdiği için ben de onu sevdim)
"Bana öyle bakma. Anlayacaklar."
Tuhaf bir ruh hali dostum. Sanki bundan sonra bi sınav daha yokmuş gibi hissediyorum ama aslında var. Neyse ki tatile girsem bile çalışmayı bırakma hissi yoktu içimde İnşallah şu 2. hatta 3. sınava da çalışabilirim. Hoş şunun şurasında 9 gün anca kalmış. Yarısı dolu yarısı boş geçecek 9 gün. Bi şekilde bitecek 9 gün. Gün saymak ne saçma bi şey. Neyse efendim... Ben de oturuyorum öyle işte. Klavyede elime ne gelirse yazıyorum. Rahatlatıyor biliyor musun? Artık uç beynim çalışmıyor klavye kullanırken, refleks oldu.
Bi ara da ehliyet almak lazım.
Belamı arıyorum. Yo yo şaka yaptım aramıyorum. Dalga geçiyordum, gerçekten abi.
Ben bi keresinde...
Hiç bi şey yapmadan oturmuştum.
Gerçekten oturmuştum, tam da odamın en boş olan duvarının altına çökmüş odamı izlemiştim. Yerden izlemek çok değişik oluyor. Ha bir de duvarların kesiştiği köşeye sırtını yaslayıp izlemek de değişik oluyor. Ve bazen dolabın içine oturup izliyorum. Evet ben bi tür manyağım, odamı izlerim bazen. Hayır hayır amaç oda izlemek değil, düşünmek.
Merve böyle demişti. "Ben bazen oturur düşünürüm. Evet, sadece düşünmek için zaman ayırırım."
Ve bazıları da yürür düşünmek için. Hem de her gün. Aslında bazıları değil, bu bahsettiğim tür tek kişi. Kendisine benzeyen bi tane daha varmış; ama aynı format değilmiş.
"Bıraktığı yazıya pencere camının buğusuna... Hoşçakal. "
Sınavdan sonra Kur'an kampı yapacağım İnşallah. Aslında bi tane kıza yazın sana Kur'an öğretebilirim demiştim. Biliyor musun, azıcık çalışsan bile yetişkin bir insan 1 haftada öğrenebiliyor. Ama sonra tekrar etmezsen unutması da çok kolay. Her şey gibi... Bi de sünnet ya, "Kur'an'ı öğreniniz ve öğretiniz. Zira Kur'an öğrenen ve öğreten kimse, bulunduğu her yere misk kokusu yayan misk dolu bir kap gibidir." hadisi var. Ne güzel bi tanımlama ya... :) Şimdi daha da hoşuma gitti.
Ehehe geçen kandilden sonra gül koktuğum için şaşırmam geldi. :D Meğer Selpak'ın çiçekli mendilinin kokusu gripten dolayı üstüme sinmiş. Ben de diyorum daha o kadar ermediydim? :S :D
Neyse dostum... Yarın benim sınavım var. Enee saat de 23:59 olmuş iyi mi?
Ben gideyim uyuyayım. Yarın Matematik ve Geometriye akacağız :D
Hadi bb.